Etiket arşivi: Pinterest

Pinterest iPad İçin iOS 7 Uygulamasını Yayınlandı

Pinterest iOS 7 uyumlu iPad uygulamasını güncelledi ve yeni uygulamasını kullanıcıların indirmesi için Apple Store’da  yayınlamaya başladı. Uygulama yeni özelliklerle birlikte geliyor. Ekranın altına uygulanan menü butonuyla daha hızlı ve kolay gezinebiliyorsunuz. Bir diğer geliştirilen özellik ise ilgili pinlerin kolay seçilmesi ve paylaşıma imkan verilmesi. Ayrıca uygulamanın imkan tanıdığı bir diğer özellik ise ilgilendiğiniz içeriğe hızlı bir şekilde ulaşmanız.

Linkten uygulamayı indirebilirsiniz:

https://itunes.apple.com/app/id429047995

//
// <![CDATA[

// ]]>

Reklamlar

Facebook, Twitter ve Reddit’den Daha Fazla Trafik Sağlıyor

Sosyal medya çılgınlığını başlatan ilk platform Facebook ve bu ağından ardından Twitter ve Reddit gibi yüzlerce sosyal medya sitesi ortaya çıktı; fakat bunlardan hiçbiri Facebook kadar etkili bir trafik sağlayamıyor. Şirket bu konuda liderliği geçmişte olduğu gibi elinde tutuyor.

Facebook insanların birbirleriyle iletişim kurması, arkadaş olması ve resim, video gibi multimedya gibi dataları birbirleriyle paylaşmalarını amaç edinerek kuruldu. Sosyal Ağ 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 devresi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kuruldu.

Başlarda bu sosyal ağın bugünlerde, bu kadar etkili olacağını hiç kimse tahmin edemezdi. Sosyal ağlar günümüzde markalar ve dünya ticareti için çok etkili olmaya başladı. Facebook’un desteklediği bir markanın satışları artmakta ve marka değeri yükselmekte.

Facebook’a alternatif çok fazla sosyal ağ ve mikro siteler ortaya çıktı ve bu siteler pazardaki reklam pastasından pay almaya çalışıyor. Facebook’un en büyük rakipleri Twitter ve Pinterest gibi yeni gelişmeye başlayan sosyal ağ platformları ve bu sosyal ağlar markalara trafik sağlıyor.

Son yapılan araştırmalara göre Facebook en fazla trafik sağlayan sosyal ağ. Ardından Pinterest geliyor ve 3. sırada ise Twitter var. Aslında Twitter kullanıcı ve atılan Tweetler açısından çok etkili olsada trafik sağlamada Facebook ve Pinterest’i geçemedi.

//
// <![CDATA[

// ]]>

Sosyal Medyanın Online Satışlara Etkisi % 1

Sosyal Medyanın günümüzde ne kadar etkili olduğunu artık söylememe bile gerek yok! Son günlerde yaşanan tartışmalarda sonra, etkisinin çok fazla olduğu düşünülüyor ki kapatılması bile gündemde! Peki Sosyal Medyanın ticari etkilerine biraz göz atmakta fayda var.

E-ticaret iş sektörü bütün efforunu geleneksel online pazarlamaya odaklandırıyor. Örnek olarak arama motoru temelli pazarlama ve e-mail ile pazarlama; sosyal medyadan çok daha ön planda. Yapılan araştırmalar sosyal medyanın satışlara %1 etki sağladığı ve bu araştırmanın yürütüldüğü sadece Facebook ve Pinterest.

Yukarıdaki araştırmanın sonucu yaklaşık bir sonuç. Araştırmacılar, hala sosyal medyanın satışlara ne kadar etki sağladığını tam olarak çözmüş değiller; fakat yaklaşık bir rakam söylemek gerekirse % 1 bir iyimser bir rakam. Ayrıca bu araştırmanın bir sonucu da, tüketicilerin satın alma davranışı göstermeden önce en az 3 kanaldan etkilendiklerini gösteriyor. Yani önce reklamı görüyor, sonra e-maillere maruz kalıyor ve daha sonra sosyal medya etkisiyle satın almaya karar veriyorlar.

Satışların artmasına en çok neden olan hala e-ticaret siteleri. E-ticaret siteleri, satıştan önce tüketicileri %30 etkileme oranına sahip. E-ticaret sitelerine tüketiciler 3 kanaldan ulaşıyor: Doğrudan ziyaret ( Bu faktör marka bilinirliliği çok yüksek siteler için geçerli ), Organik arama ve ücretli arama. E-ticaret sitelerinin satışlarının başarısını arama motorları 1. sırada etkiliyor diyebiliriz.

2. etkili faktör ise e-mailing. Tüketicilerin 3 te 1 i e-maillerden etkilenerek satın almayı gerçekleştiriyor. Bu dataları iyi analiz etmek ve satışlardaki başarıyı artırmak için kullanmak gerekiyor. Sosyal Medya platformu günümüzde daha eğlence tabanlı hareket ediyor ve insanlar boş vakitlerini geçirdiği bu platformda fazla rahatsız edilmek istemiyor. Sosyal Medyayı, reklamdan nefret eden bir topluluk olarak değerlendirmek şu an için en iyimser analiz! Bundan dolayı, itici olmamak için sosyal medya’da reklamı insanların gözüne sokmamak gerekiyor.

Soner Görpeli yazdı.

www.yaviga.com

 

Online Pazarlamayı Basitleştirmenin 3 Kısa Yolu

Teknoloji son zamanlarda karşımıza büyülü ve hayran kalacağımız seçenekler sunuyor ve bir o kadar da kafamızı karıştırırak karar vermemizi zorlaştırıyor. Herkes Facebook’a takılı kalırken ortaya Instagram ve Pinterest gibi harika sitelerin çıkacağını kim bilebilirdi ki!

Sosyal mecraların artmasıyla da doğal olarak ortaya reklam verilecek çok seçenek çıktı ve bu noktada dijital medya’ya aşinar olmayan pazarlamacıların kafaları iyiden iyiye karıştı. Şu anda özellikle Türkiye için konuşuyorum, bırakın dijitale reklam vermeyi; pazarlamacılar twitter’ın ne işe yaradığınız tartıştığımız bir ortamdayız. Artık Twitter mı kaldı diyorum; çünkü çok daha fazla alternatif ortaya çıktı ve Facebook, Twitter sosyal medya’nın dinazorları oldu diyebiliriz.

Basitlik günümüzde çok önemli hale geldi; çünkü tüketiciler çok fazla bilgiyle karşı karşıyalar ve bu faktörü mutlaka dikkate almak gerekiyor. Bu durumda basitlik kavramı tüketiciler ve üreticiler için çok önemli hale geldi. Aynı şekilde Apple ve Google gibi sektörün devleri için de gündemde olan bir kavram. Steve Jobs 1997’de Apple’in yönetimine geri döndüğü zaman ilk yaptığı şey neydi? Basitlik! Steve Jobs neredeyse Apple’da her şeyi basitleştirdi. Üretim bandı ve aksesuarlarını ve Apple’ın bütün iş yapış biçimini basitleştirdi… Sonuç ne diye sormayın lütfen;) çünkü sonucu görmek için telekomikasyon devi Nokia’nın ne hale geldiğini ve Apple’ın da bu yüzyıla nasıl damgasını vurduğunu görebiliriz.

Aynı şey Google için de geçerli. Arama motoru lideri Google’da aynı basitliklerle hareket etti. Google hızlı bir şekilde rüzgar enerjisine geçti ve kendi kendine hareket eden araçlara yatırım yaptı. Bunların yanında herkes çok iyi hatırlar diye düşünüyorum. İlk google sayfamızı gördüğümüzde ne düşünmüştük? Ben sadece bu ne hiçbir şey yok sayfada dediğimi hatırlıyorum:) Peki sonra ne oldu? Herkes bu basitliğe alıştı ve google’ın şimdiki halini artık anlatmama gerek var mı? Google bütün iş-yapış biçiminde, kendilerinin oluşturduğu basitlik kuramına göre hareket ediyor. Aramalarda basitlik ve sadelik var, aynı şekilde adwords ve adsense’de de aynı şekilde basitlik ve sadelik var. Bundan dolayı google çok başarılı oldu!

Bu firmalarda ders almayı bilmeliyiz! Sizde online veya diğer reklam kampanyalarında, eğer paranızın boşa gitmesini istemiyorsanız, basitlik ve etki kurallarını dikkate almalısınız.  Şimdi aşağıda birkaç maddeyle pazarlamanızı nasıl basitleştirebilirsiniz inceleyelim:

1) Tükeciyi Sürücü Koltuğuna Oturtun

Tüketicinin tercih edeceği, kontrol edeceği, ilgili olduğu ve deneyimlerine seslenen kampanyalar oluşturun. Tüketicinin gördüğü zaman ilgi duyduğu, tıklayacağı ve eğer bir online reklamsa o siteye yönlendirecek etkiye sahip basitlikte olacak kampanyalar hazırlamalısınız. Ayrıca tüketici artık çok sabırsız, bundan dolayı tüketicinin hızlı ulaşacağı ve çabuk kontrol edeceği içeriklerin oluşturulması gerekiyor. Gerçek zamanlı ilgi üzerinde yoğunlaşmalısınız. Gerçek zamanlı ilgi ne demek derseniz bence açıklaması : Tüketici kışın t-shirt reklamları görmek yerine mont ve kazak reklamları görmekten daha çok etkilenir ve ilgisi bu yöndedir. O anda tüketiciyi yakalayıp satışı gerçekleştirmek gerekir ve bunu yaparken de tüketicinin kafasını karıştırmayın, kazak almak istiyorsa t-shirt önermeyin bu basitliği bozar.

2) İçerik Pazarlamasına Yönelin

Birkaç gün önce yazdığım yazıda “online reklamlar boşa harcanan para mı” bu linke tıklayarak okuyabilirsiniz, banner körlüğü denen bir şey oluştuğundan ve sağda solda çıkan bannerların artık bir işe yaramadığından; hatta kimsenin bu bannerlara tıklamadığından bahsetmiştim. Şimdi devir içerik pazarlaması devri. Tabiki içerik pazarlaması da çok kolay değil ve iyi yönetilmesi gerekiyor. Tüketicinin gözüne soka soka da içerik pazarlaması yapmayın. İnce dokunuşlarla bunu yapmak lazım ve ilgili insanlara bu şekilde ulaşmanız basitlik kuralına göre çok önemli.

Red Bull içerik pazarlamasını harika yapan firmalardan bir tanesi. İçerik pazarlamasını gerçekleştirirken eğlendirici, bilgilendirici ve tüketicinin ilgi duyduğu noktalara yönelmelisiniz. Red Bull işte bunu yapıyor. En önemli spor etkinliklerine sponsor oluyor, insanların hayretle izlediği yüksekten atlayışları gerçekleştiriyor. Hatırlarsınız kanatları olan ve uçan ilk adam Red Bull yarışçısıydı:) İşi eğlenceli boyuta taşıdığı zaman insanlar ilgi duyuyor ve Red Bull’un yaptığı gibi amacını aşan kampanyaya dönüşüyor:)

3) Stratejinizi Basitleştirin

Evet bu çok önemli, baştan beri basitlik, basitlik, basitlik diye bağırıyoruz:) iPhone’da farklı kampanya, iPad’de farklı kampanya ve görseller, Tv’de farklı, web sitesinde farklı, yani her yerde farklı telden çalana içerik, renkler, görseller ve grafiksel öğeler kullanmayın. Her yerde aynı görsel, aynı renk ve aynı tarzda metinleri kullanın ki insanların kafası karışmasın! Mesajlarınızı basitleştirin, ne söylemek istiyorsanız onu söyleyin ve insanları sıkmayın. Lütfen artık devir değişiyor, sıkıcı içeriklerden kurtulun ve insanlara hiçbir şey bilmiyorsunuz tavırlarından vazgeçin!!!

Özetlemek gerekirse artık maymun gözünü açtı. Tüketici araştırıyor ve çabuk öğreniyor, inanın siz/biz pazarlamacılardan daha çok şeyi biliyorlar ve artık sizin öne sürdüğünüz işte son ürünler kaçırmayın gibisinden reklamlara kanmıyorlar. Artık hiçbir şey kaçmıyor, hatta kaçırırsam üzülmem çünkü iPhone 4s almazsam, iPhone 5’i alırım diye düşünüyorlar:) Bu yüzden ne yapıyoruz? Her şeyi basitleştiriyoruz ve tüketicilere değer veriyoruz ve onların kendilerini mutlu ve önemli olmalarını sağlıyoruz. Bunun sonucunda da satışlarınızı artırıyorsunuz ve marka değeriniz artıyor, aynı Apple ve Google’ın yaptığı gibi.

http://yaviga.com/2012/08/21/online-pazarlamayi-basitlestirmenin-3-yolu/

Soner Görpeli yazdı.

Online Reklamlar Boşa Harcanan Para mı?

İnternetin hızlanması ve buna paralel mobil cihazlar ve bilgisayar teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte sosyal mecraların da bu gelişime katılmasıyla birlikte dijital devrim dediğimiz süreç gerçekleşti. Avrupada ve Amerika’da dijital devrim süreci daha özümsenerek gerçekleşti; fakat Türkiye ve benzer ülkelerde bu süreç neredeyse tepeden inme gerçekleşti. Neden mi?

Daha birkaç yıla kadar kim twitter’dan haberdardı? Ya da insanlar haber sitelerinden veya çöpçatanlık sitelerinin dışında hangi sosyal mecraları biliyordu? Ben sayının çok fazla olduğunu düşünmüyorum. Instagram, Pinterest ve LinkedIn’i kim biliyordu? Bu konuda ısrar ediyorum,  şu anda sokağa çıkın ve sorun, belirli bir eğitim seviyesine sahip insanların dışında bu siteleri bilen insan çok azdır. Tv reklamlarında, haberlerde ve dergilerde karşılarına sürekli çıkan sosyal mecralar facebook, twitter ve google + ‘ın dışında diğer sosyal mecraların çok bilindiğini düşünmüyorum.

Peki çoğunluk dijital medyadan haberdar değilse online reklamlar kampanyanız için ne kadar etkili olacak? Şirketinize göre veya satacağınız ürüne göre hedefleyeceğiniz kitle dijital medya’da reklamınızı görebilecek mi? Örnek olarak facebook reklamlarını örnek alalım. Ben 5-6 yıllık facebook serüvenimde hatırladığım 1 tane bile facebook reklamı yok. Gözlerimi kapatıyorum ve dijital mecrada hangi reklamı ya da banner’ı hatırlıyorum diye ( Hatırladığım birkaç reklam var  ama bunlar banner değil ), size açık bir şekilde itiraf ediyorum aklıma hiçbir reklam veya marka gelmedi:) o zaman pazarlamacılar dijitale para yatırırken ne kadar etkili olacak dikkat etmeli öyle değil mi?

Peki banner’ı nasıl bilirdiniz derseniz, hiç iyi bilmiyorum derim; çünkü banner gördüğüm zaman kaçıyorum ve banner’a alternatif siteye giderken 10sn sonra yönlendirileceksiniz gibi reklamlar çıkıyor ve aynı şekilde gözlerimi kapatıyorum:))) ve o kadar hızlı bir şekilde atla’ya basıyorum ki o reklamı görmem mümkün bile değil.

Özetlemem gerekirse banner ve diğer dijital reklamlara tıklamıyorum ve aklımda kalmıyor. Diğer yaratıcı reklamları da sadece izliyor ve gülüyorum. Örnek olarak viral yapılan kampanyalar ve video reklamlara şamata olsun diye bakıyorum:) Örnek olarak Pepsi’nin yaptığı basket oynayan Uncle Drew çok güzel bir reklam çekmişler hoşuma gitti; fakat bu reklamı izledim diye pepsi içmiyorum ve izleyen hiçbir arkadaşım da pepsi içmiyor?? İşte bu noktada pazarlamacıların çuvaldızı kendilerine batırmaları gerekiyor ve boşuna para harcamamaları gerekiyor. Peki dijital reklamlar başarılı olmuyorsa en etkili yöntem nedir diye soracaksınız! Yani ne yapalım online reklam vermeyelim mi derseniz ben verin ama nasıl reklam kampanyası oluşturacağınızı iyi planlayın derim. Geleceğin trendi içerik pazarlamasıdır. Biraz içerik pazarlamasını bilmeyenler için özetleyelim.

İyi içerikler oluşturan siteler ve basılı yayınlar aracılığıyla ürünü tanıtmak diye özetleyebiliriz. Örnek olarak iphone 5 incelemesini video ile yapan bir site aslında iphone 5’in pazarlamasını yapmaktadır; fakat bu pazarlamayı iphone 5’i satın alın diye güzünüze sokmuyorlar, özelliklerini ve sizin için faydalı olacak yönlerini gerçek ve dürüst bir incelemeyle anlatarak sizi güdülüyorlar ve siz de ikna olursanız satın alma gerçekleşiyor.

Şimdi size bir soru sormak istiyorum lütfen yorum bırakarak bu soruya cevap verir misiniz, bir ürün satın alırken ne yapıyorsunuz? Hemen gazete almaya koşup ilanları mı inceliyorsunuz; yoksa google’da arama yapıp ürünle ilgili siteleri gezip özellikleri inceleyip yorumları mı okuyorsunuz. Bence 2. seçeneği yapıyorsunuz; çünkü bende bu yöntemi tercih ediyorum:)) İçerik pazarlaması işte bu demek!

Bu örnekle ne demek istediğimi daha iyi anlattığımı düşünüyorum ve yazıyı okuduğunuz için tşk ederim, aşağıda içerik pazarlaması için iyi hazırlanmış örnek siteleri bulabilirsiniz.

BeingGirl.com, Man Of The House , Home Made SimpleGeneral MillsTablespoon.com , KraftRecipes.com. Responsibility Project , Allstate blog.

Soner Görpeli tarafından yazılmıştır

Person of Pinterest ( Episode: Bir Sosyal Medya Hikayesi )

O seni izliyor, ne yaptığını biliyor ve henüz gerçekleşmemiş alışveriş için ona destek veren iki kahraman harekete geçip kurbanı koruyorlar ve alışveriş yapmaktan vazgeçiriyorlar. Yazının başında kafanızın karışmaması için kısa bir açıklama yapmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Hikayenin asıl amacı, son dönemde hızlı bir yükselişe geçen sosyal medya ile; bu filmi birleştirerek bir hikaye oluşturmak. Bu şekilde oluşturduğum hikaye sizi sıkmadan hem bilgilendirecek; hem de gerçekleri görerek doğru strateji belirlemenize yardımcı olacaktır.

Filmi izleyenler iki meşhur adamımızı resimden tanımıştır, John Reese ve Harold Finch. Filmi izleyenler, hem filmin konusunu; hem de başrolde oynayan bu iki karizmatik oyuncuyu tanıdıklarına adım gibi eminim. Tanımayanlar için filmin konusundan biraz bahsedeceğim ve karakterleri de tanıtacağım, işte özet :

En iyi suç henüz işlenmeyendir. Lost’un yaratıcısı J.J. Abrams ve The Dark Knight’ın senaristi Jonathan Nolan’dan yepyeni bir gizem öyküsü. Kameralar her yerde! İzliyorlar, dinliyorlar, kaydediyorlar… Sizin hakkınızda her şeyi biliyorlar! Peki siz onlar hakkında ne biliyorsunuz? Gizemli bir işadamı olan Mr. Finch, ileride işlenecek suçları önceden önlemeyi hedefleyen bir bilgisayar programı geliştirir. İlginç bir karaktere sahip bu milyoner işadamı elindeki programı hayata geçirebilmek için resmi kayıtlarda ölü olarak geçen Reese adlı eski bir CIA ajanıyla anlaşır. Kendi kaynakları ve teknolojisiyle, Reese’in yetenekleri ve sezgilerini birleştiren Mr. Finch’in amacı; gelecekte işlenecek olan suçları henüz suçlular eyleme geçmeden önlemektir.

Hikayemize geçelim, evet bu filmde olduğu gibi sosyal medyada da bizi izleyen ve ne yaptığımızı devamlı takip eden programlar ve platformlar mevcut. Bildiğiniz üzere şirketler sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte  gözünü bu platformlara diktiler ve yapılan her adımı, yorumu izleyeme aldılar. Tabiki filmin aksine bizim yararımıza değil; bize bir şeyler satmak için bizi izliyorlar ve aramızdan birini seçip ödül falan da vermiyorlar. Sosyal medya’yı takip eden sistemlerden en dikkati çeken boomsonar ve buna benzer birçok program var. Peki bu programlar nasıl işliyor kısaca anlatalım, bu programların temel mantığı twitter ve facebook gibi firmalara para ödeyerek sistemlerine bağlanmak ve databaselerinden bilgileri çekmek. Bu şu demek oluyor: paylaşımlarınız çok da güvende değil. Genelde şirketlerin lehine çalışan bir sistem mevcut.

Yukarıda bahsettiğim bilgilerden haberi olmayan kullanıcılar hoşlandıkları, hoşlanmadıkları her şeyi birbiriyle paylaşıyorlar ve bu bilgileri izleyen, rapor alan şirketler de bu bilgilere göre bir aksiyon alıyor. Örnek vermek gerekirse;  ben mini cooper’ın yeni çıkan bir modelinden hiç hoşlanmadığımı arkadaşıma anlatıyorum, facebook veya twitter üzerinden yazışıyoruz, burada mini cooper kelimesinden raporlama yaptıkları için benim arkadaşımla yazıştığım kelimelerin olumlu / olumsuz analinizi yaparak firmaya raporluyorlar. Firma ise bu raporlamalara ve olumlu/olumsuz yönlerin ve yorumların da ne olduğunu analiz ederek bir aksiyon alıyorlar.

Ben kendi adıma şirketlerin yukarıdaki sisteme göre çok başarılı olacaklarını düşünmüyorum; çünkü sosyal medyada her şey çok hızlı ilerliyor ve çok hızlı gerçekleşiyor, bugün çok hoşlandığım bir şeyi yarın hoşlanmayabilirim. Tabiki şirketler adına kullanıcıları izlemek ve satışlarını artırmak ve şirketin gidişatı için bir aksiyon almak istemeleri çok normal; fakat kişilerin özel hayatlarına müdehale ederek bunu yapmaları hoş değil. Ayrıca, bu analizlerin de ne kadar güvenilir olduğu tartışılır. Çok ünlü şirketlerin sosyal medyaya muhtaç olmaları beni çok hayrette bırakıyor, evet sosyal medyayı takip etmek gerekli; fakat tamamen sosyal medyayı merkeze yerleştirmek çok doğru değil.

Birde sosyal medya da Person of Pinterest kısmı var. Bu ismi Pinterest sitesinden esinlenerek oluşturdum. Yukarıdaki resimde Pinterest sitesinin ana sayfasından örnek resim var. Sosyal medya kullanıcıları ilginç bulduğu siteleri ve kendi geliştirdikleri herhangi bir bilgiyi bu site ve benzeri site aracılığıyla paylaşabiliyorlar.

Örnek olarak : aşağıdaki resimde göreceğiniz üzerine, saç örme sitilini pinterest e pinleyerek hem bilgi verilmiş; hem de link verilerek kullanıcıları siteye çekmeye çalışmışlar. Bu teknik yeni bir teknik, reklamların itici olduğunu anlayan şirketler / pazarlamacılar şimdi de yeni bir teknik deniyorlar, gelin saçının nasıl yapıldığını anlatarak önce bilgi verip; daha sonra ise sizin siteye gelmenizi sağlıyorlar.
Konudan çok fazla uzaklaşmadan özetlemek istiyorum: Şirketler sosyal medya pazarlamasında çok dikkat etmeliler, artık reklamları direk vermek çok itici oluyor ve çok da başarılı değil. Her yerde bannerlar, çıkan komik komik yazılar artık sosyal medya kullanıcılarına çok itici geliyor ve artık hiçkimse bu bannerlara tıklamıyor ve bakmıyor. Sinema.com’a girdiğimde karşıma bir reklam çıkıyor ve bu reklamı kapatmak için o kadar hızlı davranıyorum ki, karşıma çıkan reklamın ne olduğunu hatırlamıyorum tabi:))

Kullanıcılar için ise durum çok farklı, kullanıcılar, şirketlerin konuyu bu kadar ciddiye aldığını düşünmüyorlar ve birçok insanın haberi yok. Aslında bu yazıyı yazmamın nedeni insanları biraz bilinçlendirmek. Şirketlerin sosyal medyayı kullanmasına karşı değilim; fakat şirketler sosyal medyadaki kullanıcıları aptal yerine koymaması gerekiyor. Özellikle de konu kişisel güvenlik seviyesini aşıyorsa!

Bir başka yazıda görüşmek üzere, gelinlik saç modelinin keyfini çıkarın:)