Kategori arşivi: Pazarlama

Coca Cola’nın Anneler Günü Kampanyası

Şirketler için pazarlama varoluşun en önemli araçlarından bir tanesidir. Şirketler doğru pazarlama bütçesi oluşturamaz ve bu trendi sürdüremezse karlarında azalma ve hatta şirketin gelir kaybetmesi ve batışına kadar gidebilecek zincirleme bir halka başlar.

Bu noktada pazarlama bütçesini harika bir şekilde kullanan Coca Cola içecek firmasının 11 Mayıs 2014 Pazar günü gerçekleşecek anneler günü için düzenlediği kampanya çok etkileyici ve bu güne özel titiz ve akılcı bir çalışma yapılmış. Ayrıca 360 derece reklam kampanyası yapılarak bu proje desteklenmiş.

Migros’un girişine çok büyük bir isim yazma makinesi koyan şirket çok iyi bilgilendirme yapıyor ve hemen insanların dikkatini üzerine çekiyor. Sistem şu şekilde işliyor. Önce herhangi bir yerden satın aldığınız Coca Cola kutusunu veya boş şişesini getiriyorsunuz ve ardından getirdiğiniz şişe ve kutu adedi kadar isim yazdırıyorsunuz.

Ben 4 tane kutu kolayı Migros’tan satın aldım ve Coca Cola standına gittim. Ardından aldığım kolaları gösterdim ve yazdırmak istediğim isimleri söyledim. İsimleri alan Coca Cola sorumlusu direk akıllı telefon üzerinden WhatsApp’a isimleri yazdı ve enter’a bastığında isimler makineden teker teker düşmeye başladı.

Bir isim ve ardından ise Canım Anneme yazan bir başka kutu kola hediyesi geldi. Yani Coca Cola bu kampanya için bana 8 tane kutu kola vermiş oldu. Aslında harika bir uygulama ve bu markaya olan güvenim daha da arttı. Şimdi bu kampanyadan sonra ben nasıl gidip Pepsi alabilirim.

İşte pazarlama bu kadar basit. Şirketin burada yapmaya çalıştığı prestif ve marka sadakati ve bunu da gerçekten başarılı bir şekilde yapıyorlar. Bu kampanyada kişisel bilgileri alma ve başka hiçbir kuralcı da bir yaklaşım görmedim. Güzel, etkileyici ve marka sadakatini artıran bir kampanya yaptıkları için Coca Cola’yı tebrik ediyorum.

 

 

Reklamlar

Fast And Furious 6 ( Hızlı ve Öfkeli ) Fragmanı Çıktı

Hızlı ve Öfkeli heyecanı tam gaz devam ediyor. Serinin son filmi Hızlı ve Öfkeli 6′nın fragmanı yayınlandı ve izlerken yerinizde duramıyorsunuz. Film önümüzdeki günlerde vizyona girecek.

Fast and Furious 6 fragmanı viral olarak yayınlandı ve izlediğimizde yine bol aksiyonlu sahneler izleyicileri bekliyor. Geçmiş serilerde olduğu gibi, yine kanundan kaçan hız sevdalısı kahramanlarımız karşımıza çıkıyor.

Serinin son filminde Vin Diesel, Paul Walker, Michelle Rodriguez ve Jordana Brewster’i görüyoruz. Aksiyon filmlerinden tanıdığımız Dwayne Johnson ve Jason Statham da filmde yer alıyor ve özellikle Jason Statham Türk izleyicisinin favorisi. Bu yönüyle de film Türkiye’de çok sevileceğe benziyor.

Fast And Furious 6 Filminin detaylarını çok fazla anlatmaya gerek yok, fragmanı izledikten sonra yeterince fikir sahibi olacak ve benim gibi çıkış tarihini iple çekeceksiniz. Film 24 Mayıs’ta tüm dünyayla birlikte Türkiye’de de vizyona girecek.

Fast and Furious 6 Filmin sitesine gidebilirsiniz:  fastandfuriousmovie
// // <![CDATA[

// ]]>

Related-items

 

10.000 iPhone 5 Domino Gösterisini İzleyin

Siz hiç 10.000 adet iPhone 5′i bir arada ve domino taşı gibi düşerken izlediniz mi? O zaman bu videoyu izlemelisiniz. Bu kadar iPhone 5′i bir arada görmek sizi şaşırtabilir.

Aatma Studio viral iPhone concept projesi için 10.000 iPhone’u domino taşları gibi sıraya dizdi ve harika bir viral gösteri hazırladı. Gösteri laser ve 3D boyutlu hologram desteğiyle tamamlanıyor ve karşımıza harika görüntüler çıkıyor.

Video’yu izlerken bu kadar iPhone’u nasıl satın almışlar ve gösteri sırasında iPhone’ların ekranlarındaki görüntülerin nasıl ayarlandığını merak etmiştim; fakat size konuyla ilgili tüyo vermek istiyorum bu iPhone’lar gerçek değil; sadece bilgisayar ürünü:)

Video’yu izledikten sonra bilgisayar teknolojilerinin ne noktalara geldiğini de sanırım tahmin ediyorsunuz;) Çok gerçekçi 3D görüntüler hazırlanmış ve bu görüntüler video dosyası içine gömülerek iPhone 5′le ilgili önemli bir viral video hazırlanmış. Şirket çok önemli animasyon filmlerine de imza atmış, firmanın portföyünde bulunan animasyonları izlemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://aatmastudio.com/work/


Aatma Studio 3D alanında görseller hazırlayan bir firma ve CEO’su Modi Shantharam konuyla ilgili yaptığı açıklamada; görüntülerin başında düşen tek telefon gerçek iPhone 5 ve diğer iPhone görüntüleri tamamen bilgisayar ürünü olduğunu belirterek, şirketlerinin ne kadar iyi işler çıkardığını da vurguladı.
// // <![CDATA[

// ]]>

Related-items

 

GoPro Hero 3, Bir Kameranın Ötesinde Başarı Hikayesi

 

Kim, işsiz bir sörfçü olan görsel sanat mezunu 26 yaşında Nicholas Woodman tarafından kurulan GoPro kamera şirketinin, milyar dolarlık bir imparatorluğuna dönüşeceğini tahmin edebilirdi ki?

Woodman 26 yaşında okuldan mezun olan işşiz bir gençtir ve boş zamanlarında ne yapacağını düşünürken tüm enerjisini sörf yapmaya verir. Endenozya’da sörf yaparken, bu güzel dalga akıntılarını ve arkadaşlarının görüntüsünü çekecek bir kamera araştırmaya başlar. İşte hikaye burada başlıyor ve yukarıdaki videonun çekildiği GoPro Hero 3′le sonuçlanan milyar dolarlık bir hikayenin temeli atılır.

Woodman bileğe bağlanan ve su geçirmeyen bir kamera üzerinde düşünmeye başlar ve ilk GoPro kamerayı ortaya çıkarır. Saha sonraki dönemlerde kamerayı geliştirir ve daha iyi görüntüler elde etmeye başlar. Daha sonra Woodman araba yarışlarında her araç için 100 $’dan kamera kiralandığını öğrenir ve geliştirdiği kamerayı araba yarışlarında kiralamaya başlar ve artık Woodman para kazanmaya başlamıştır.

Daha sonraki dönemlerde GoPro spor extreme sporlarda kullanılmaya başlanır ve birkaç yıl geçtikten sonra artık bu sporlar için GoPro olmazsa olmaz olmuştur. GoPro daha sonraki dönemlerde RedBull’un da organizasyonlarda yer almasıyla iyice büyümüş ve güç kazanmıştır.  RedBull’un uzaydan atlayışını gerçekleştiren Felix’te GoPro kamera kullanmıştır. Bu sponsorluklardan sonra kameranın ünü extreme sporlardan – normal kullanıcılara kadar yayılmış ve firma milyar dolarlık bir imparatorluğa dönüşmüştür.

GoPro ününü aslında hak etmiştir; çünkü boyutları itibariyle çok küçük olan ve sporcuların rahatlıkla kullanabileceği ve extreme spor yaparken onları rahatsız etmeyecek bir kamera ortaya çıkmıştır ve bu kamera HD çekim yapmaktadır. Örnek olarak GoPro’nun en yeni modeli olan Hero 3 ile çekilmiş yukarıdaki video’yu izlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bir sporcunun kaskına takılan kamerayla bu kadar kaliteli görüntü çekebiliyorsunuz.

GoPro’nun bu konuda söylediği sadece şudur : “Bizim kameralarımız insanların en heyecanlı anlarını çekmektedir.”

GoPro Hero3 : Black Edition 1080p full-HD görüntü çekme özelliğinin yanında kablosuz bağlantıyla çektiği görüntüleri anında aktarma özelliğine sahiptir. Kamera yaklaşık 50 – 60 gram ağırlığındadır ki, bu ağırlık böyle bir kamera için gerçekten teknoloji harikasıdır. GoPro Hero3′ün Amerika satış fiyatı 400 $ civarındadır.

 

 

Blog Yazılarınızdan Affiliate Marketing Yöntemiyle Para Kazanın

Blogging ya da Blogger’lık son dönemlerde revaçta olan bir durum ve insanlar bildiklerini paylaşmak ve kendilerini ifade etmek için blog yazıyorlar. Blogların çok faydalı olduğunu düşünüyorum ve özellikle blogların önemini son zamanlarda şirketlerin de kavramasıyla çok daha popüler hale geldi. Uzun süredir blog yazıyorsunuz ve bloğunuzu belirli bir noktaya getirdiniz ve artık para kazanmak istiyorsunuz. Bloğunuzdan affiliate marketing sayesinde nasıl para kazanabilirsiniz, bu konuyu işleyeceğiz.

Blog ne anlama geliyor, hiç bilmeyenler için kısaca anlatalım. Bloğun anlamı günlük yazmak demektir. İsteyen herkes mail hesabı alır gibi, ücretsiz hizmet sağlayan sitelerden blog hesabı alabilir ve yazı yazmaya başlayabilir. Blog ismini de istediğiniz bir ismi yazarak oluşturabilirsiniz. WordPress, blog hesabı almak için iyi bir başlangıç olabilir; çünkü WordPress’in ücretsiz sağladığı çok iyi bir alt yapısı vardır ve eklentilerin gelişmiş olması da çok büyük avantajdır. Diğer bir alternatif de Google’ın blog sitesi blogger’dır. Blogger’a da aynı şekilde Google hesabınız varsa, bu hesabınızla giriş yapıp kendi bloğunuzu oluşturabilir ve blog dünyasına adım atabilirsiniz.

Dünya’da milyonlarca blog var ve son zamanlarda bu sayı katlanarak artıyor. Şu anda 60 milyon WordPress bloğu kullanılıyor ve bu blogların çoğu profesyonel değil ve blogger’lar bloglarından para kazanamıyor; çünkü bloglar hem çok etkili değil; hem de ziyaretçi sayıları çok düşük. Peki ziyaretçi sayısı yüksek bir blog oluşturmak ve oluşturduğunuz bu bloglardan nasıl para kazanabilirsiniz, biraz inceleyelim.

Konumuz affiliate marketing yöntemiyle bloğumuzdan para kazanmak. Kısaca affiliate marketing hakkında da bilgi vermek istiyorum. Affiliate marketing hakkında bir çok tanım vardır; fakat bu kavramı en iyi anlatan tanım satış ortaklığıdır. Satış ortaklığı kavramını Google Adwords hizmeti örneğiyle çok net bir şekilde açıklayabiliriz. E-Ticaret siteniz var ve ürünlerinizi satmak istiyorsunuz ve bunun için Google Adwords’ten hizmet satın alıyorsunuz. Örnek olarak E-Ticaret sitenizde iPhone satıyorsanız, arama kelimesi olarak iPhone’u seçiyorsunuz ve kullanıcılar Google’da iPhone yazdığında, sizin siteniz en üstte çıkıyor ve kullanıcı bu linke tıklayarak sitenize geliyor ve sizde satış işlemini gerçekleştiriyorsunuz.

Yukarıdaki süreç tamamen bir affiliate marketing.  Google size satış ortaklığı sunuyor ve sitenize müşteri yollayarak sizin satış ortağınız oluyor. Affiliate marketing’i kendi bloğunuzda da uygulayabilirsiniz. Örnek olarak benim yaptığım gibi teknoloji bloğu oluşturmuş ve teknolojiyle ilgili yazılar yazıyorsanız, konuyla ilgili şirketlere satış ortaklığı teklif edebilirsiniz. Yazdığınız yazıların bir kısmını satış ortaklarınızın ürünleri hakkında yazabilirsiniz. Örnek olarak Turkcell’e satış ortaklığı konusunda anlaştıysanız, Turkcell’in ürünleri hakkında bilgilendirici yazılar yazabilirsiniz. Başlık : “Turkcell’lilerle 10.000 SMS sadece 10 TL” gibi, ve emin olun bu başlık Turkcell’in işine yarayacaktır.

Uzmanlara göre, eğer bloğunuzu paraya çevirmek istiyorsanız, en önemli şey okunabilir ve faydalı içerik oluşturmaktır. Bu içerik kaliteli de olmalıdır ki, insanların dikkatini çeksin ve güvenini kazansın. İnsanlar sizin yazılarınızı okurken bilgilenirken, size olan güvenleri de artacaktır. Blogger’lık basit bir şey değildir ve zaman harcayıp yazı yazıyorsanız ve bloğunuz için içerik oluşturuyorsanız, asla basite kaçmayın ve insanların ihtiyacı olan gerçek bilgileri onlara sunun. Ayrıca bir önemli detayda, bloğunuzun içeriğiyle ilgili satış ortaklığı yapın. Teknoloji bloğunda yazı yazıyorsanız, deterjan firması hakkında yazı yazıp kendinizi komik duruma düşürmeyin:)

Aşağıdaki maddeleri uygulayarak affiliate marketing yöntemlerini sitenize entegre edebilirsiniz :

1. İçeriğinizle İlgili Affiliate Marketing Programları Tercih Edin

Affiliate marketing’de sistem, kullanıcıların sizin bloğunuza gelmesiyle başlıyor ve içeriği okurken ilgili satış ortağının linkine tıklayarak firmanın sitesine gidiyor. Siz de bu  tıklama başına bir ücret alıyorsunuz. Bu ücret satış ortağınızla yaptığınız anlaşmaya göre değişebilir; fakat Google Adsense’si sitenize entegre etmişseniz tıklama başına maliyetler oldukça düşük. Site trafiğiniz yüksek olmalı ve tıklama, görüntüleme sayısı fazla olmalı ki, iyi bir gelir elde edebilesiniz.

Burada en önemli detay blog sitenizin içeriğiyle ilgili bir satış ortaklığı programı gerçekleştirerek para kazanabilirsiniz. Örnek olarak arabalarla ilgili teknik konularda blog yazıyorsunuz ve satış ortaklığı programınızı Mini Cooper’la yaptınız. Bloğunuzda Mini Cooper’la ilgili bilgiler verebilirsiniz, ayrıca insanların işine yarayacak önemli bilgileri onlarla paylaşarak güvenlerini kazanabilirsiniz. Size güvenen ziyaretçileriniz de zamanla siteyi tekrar ziyaret ederler ve size trafik oluştururlar.

Amazon’un böyle bir programı var. Ayrıca LinkShare gibi siteler de affiliate marketing programları sayesinde size para kazandırabilir. Kendiniz de doğrudan firmalarla görüşüp onların ürünleriyle ilgili programlar oluşturabilirsiniz. Ayrıca bir önemli detay da kendinizi kısıtlamayın ve tekrar etmeyin. Devamlı geliştirin ve okuyuculara sıkıcı gelen unsurlardan uzak durun.

2. Diğer Affiliate Marketing Servislerine Üye Olun

Bloğunuz çok fazla ziyaretçi tarafından ziyaret ediliyor ve Google’ın verdiği para sizi tatmin etmiyorsa, o zaman farklı seçeneklere yönelebilirsiniz. Örnek olarak yukarıda isimlerini verdiğim LinkShare, Amazon, Viglink gibi sitelere yönelebilirsiniz. Bu sitelere üye olarak sitenize reklam alabilir ve tıklama başına para kazanabilirsiniz.

VigLink çok ilginç bir site ve çalışma prensipleri açısından oldukça etkili. Örnek olarak bloğunuzda VigLink’e kayıtlı bir affiliate programın ürününden bahsettiğiniz anda otomatik link veriyor ve linke tıklayıp siteye ziyaret gerçekleştiğinde sizin hesabınıza para aktarılıyor. Oldukça güzel ve güçlü bir özellik. Ayrıca VigLink, bloğunuzda yazdığınız yazıda unuttuğunuz linkleri de otomatik olarak ekleyebiliyor.

Blog sitenizin içeriği çok çeşitliyse, VigLink’i seçebilirsiniz.

3. Faydalı İçerik Üretin

Blog dünyası hızla gelişiyor ve milyonlarca insan blog yazıyor. Blog sayılarının artması da çeşitliliğe neden oluyor ve ortaya çok farklı içeriklere sahip bloglar çıkıyor. Blogların bir kısmıda inceleme sitelerinden oluşuyor. Örnek olarak iPhone 5 çıktığı zaman ya da yeni bir teknolojik aygıt satışa sunulduğu zaman bu siteler tarafından inceleniyor ve kullanıcılar da bu siteleri ziyaret ederek bilgi sahibi oluyor.

Ziyaretçiler bu siteleri arama motorlarından buluyor ve siteyi ziyaret ediyor. Sitenize gelen ziyaretçinin hayal kırıklığına uğramaması çok önemli. Ayrıca sitenizdeki içerikler de arama motorlarındaki linklerle uyumlu olmalı. Ayrıca ziyaretçilere sunduğunuz içerik kaliteli ve tatmin edici olmalı. Yani iPhone’la ilgili bir inceleme yazısı yazıyorsanız, çok detaylı ve bilgilendirici bir yazı yazmalısınız.

Affiliate marketing’de satış ortaklığı yaptığınız firmanın ürününü ziyaretçilerin gözüne sokmamalısınız. Bu durum onların siteden hızlı çıkmasına neden olur. Ürettiğiniz içerik ve verdiğiniz link birbirleriyle örtüşüyor olması gerekiyor ve doğru zamanda doğru ürünü önermelisiniz. Örnek olarak iPhone camının çizilmesiyle ilgili bir yazıda, çizilmez ekran koruyucu linki yerleştirebilirsiniz. Ya da iPhone düşme testiyle ilgili bir video yayınlıyorsanız, burada iPhone kılıfın linkini koyabilirsiniz. Birbirleriyle uyumlu ve insanların ilgisine hitap eden ihtiyaç duyduğu linkleri vermeniz çok önemlidir.

Sonuç olarak öncelikli bilgilendirici ve ziyaretçilerin faydalanabileceği bir site oluşturmanız gerekiyor. Öncelik olarak para kazanmaya odaklanmayın; bilgi vermeye odaklanın. Sonrasında ise bloğunuzu sürekli ziyaret edecek fanlar oluşturun ve devamlı güncel tutun. Örnek olarak macrumors.com. iPhone, iPad ve iPad mini gibi Apple ürünleri hakkında en güncel bilgileri veren sitedir ve oldukça fazla fan’ı vardır. Aynı şekilde Samsung hakkında söylenti içeriği oluşturan siteler de mevcuttur ve bu siteler oldukça popülerdir. Kaliteli ve bilgilendirici içerik her zaman kazandırır. Kolay gelsin.

 

Tablet Satışları 2013’te Laptop Satışlarını Geçecek

Bu haberi yazarak PC’de oyun severleri biraz üzeceğim; fakat çok ciddi gelişmeler yaşanıyor. Daha önce yapılan açıklamalarda PC sektörü için 2012 yılı satışların düştüğü bir yıldı ve PC şirketleri kara kara düşünmeye başlamıştı; fakat 2013′te toparlanmayı düşünen sektör, son açıklanan raporlara göre 2013 yılında tahtını tabletlere kaptıracak!

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi 2012 yılında PC sektörü çok zorlandı, hatta yaşanan gelişmelerde adeta sektör şok oldu; çünkü tarihte ilk defa PC satışları çok ciddi şekilde düşüş gösterdi. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’de baş gösteren bu düşüşlerin ardından sektör toparlanmak için ilk defa umudu Windows 8′de aradı. Windows 8′in piyasaya sürülmesi de sektörün toparlanmasına fayda etmedi ve düşüş 2013′te sadece Çin ve Amerika’da değil; tüm dünyada devam edecek.

PC satışlarında düşüş devam ederken; tablet satışlarında % 64′lük bir artış gerçekleşecek ve sektör tabletlerden ciddi bir yara alacak. Aşağıdaki grafikte 2012 yılından 2017 yılına kadar tahmini satış oranlarını görebilirsiniz. Bu grafiğe göre tablet satışları 2017 yılında yüzde 75 oranına yükselecek ve PC satışlarında çok ciddi bir azalma yaşanacak.

Bu tablo, araştırmalar ve satış raporlarına dayanılarak hazırlanmış bir tablo. Tahminlere göre 2013 yılında 240 milyon tablet satılacak ve buna karşın laptop satışları 207 milyon olacak. iPad 2011′de yüzde 17 pazar payına sahip olurken; bu oran 2012′de yüzde 40′a yükseldi. Apple 2013′te 97.6 milyon iPad satacak ve bu korkunç bir rakam! Dünya’da 2013 yılında satışa sunulan tabletlerin yüzde 27′sini Çinliler satın alacak.

2012 yılında tablet satışları sadece Amerika Birleşik Devletlerinde ve Çin’de artış göstermesine karşın; uzmanlar 2013 yılında bu artışın tüm dünyada gerçekleşeceğini ve bunun sonucunda Laptop, PC satışlarının çok ciddi bir şekilde gerileyeceğini belirtiyorlar. PC firmaları ise Windows 8′in dokunmatik özelliğinden faydalanarak tabletimsi dokunmatik ekran özelliği olan Laptopları piyasaya sürerek satışları artırmaya çalışıyorlar; fakat bence çare olmayacak. PC = PC:))

Soner Görpeli Yazdı.

Volunteer Blogger & Journalist.

 

 

 

İnternetten Film, Müzik, Oyun Satışları 1 Milyar Sterlin Barajını Aştı

Medya sektörü ve medya içerik üretimi yapanlar için internet her zaman ciddi bir tehdit olarak görüldü ve internetten yapılan dijital yüklemeler yıllardır şikayet konusu oldu. İnternetten bedava müzik paylaşıma izin veren sitelere davalar açıldı ve bildiğiniz gibi bunun en popüleri Kazaa gibi paylaşıma izin veren programlardı. Açılan davalar sonucunda birçok internet sitesi kapatıldı ve the pirate bay gibi sitelerde ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.

İyi ve kötüsüyle bir çok gelişme yaşandı ve sektörün öncüleri ne yaptılarsa internetten download yapmanın önüne geçemediler ve her zaman bu konudan yakınarak sektörün ağır yara aldığından bahsettiler. Örneğin Türkiye’de artık sanatçılar bu indirmeler yüzünden albüm yapmaya korkuyorlar. Her sanatçının mp3 dosyalarını internetten bulmak çok kolay. Ne yalan söyleyim istediğiniz zaman istediğiniz sanatçının parçasını bulabilirsiniz. Tabi ki eskiden bu daha da kolaydı, şu anda biraz daha uğraşmanız gerekiyor; çünkü eskisi kadar kolay bulamıyorsunuz.
Mp3 dosyalarını indirmek çok basit; çünkü dosya boyutları küçük olduğu için birkaç saniyede indirebiliyorsunuz. Aynı tehdit video dosyaları için de geçerli. İnternet bağlantı hızlarının düşük olduğu dönemlerde video sektörü bu duruma çok ilgili değildi; fakat kablo internetlerin yaygınlaşmasıyla artık video dosyalarını da indirmek çok kolay hale geldi. Video sektörüne bir ikinci darbede video kanalları vurdu. Örneğin Youtube ve Vimeo’da her türlü müzik dosyasını rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Örneğin Rihanna’nın Diamonds parçasını ben defalarca dinledim ve ücret ödemedim ve bu durum sanatçılar için çok büyük bir dezavantaj.
İnternet ve sosyal ağların sektörü olumsuz etkilediğini kabul ediyorum, bunu baştan söyleyeyim; fakat son araştırmalar gösteriyor ki, kendi aralarında dosya paylaşanlar; paylaşmayanlara oranla internette daha çok alış veriş yapıyorlar. Yani dosya paylaşanların internet üzerinden müzik, film ve oyun satın alma oranları çok daha fazla. Yapılan son açıklamaya göre, 2012 yılında İngiltere’de yasal yollardan yani parası verilerek indirme yapılan dosyaların toplam gelirleri 1 milyar sterlin.

Bu açıklamayı yapan Entertainment Retailers Association(ERA) Eğlence Sektörü Parakendeciler Derneği çok detaylı bir araştırma süreci yürüterek çalışmasını sonlandırdı ve 2012 yılında özellikle internet üzerinden müzik, film ve oyun satın alanların toplam harcadığı parayı 1 milyar sterlin olarak belirtti. İnternetten oyun satışı 500 milyon sterlinle 1. sırada geliyor. Yani toplam gelirin yüzde 50′si oyun satışından. Bende oyuna çok ciddi paralar veriyorum. Play Station 3 sahibiyim ve yeni çıkan bir oyunun fiyatı 190 TL civarında ve şu anda elimde 6 tane oyun var:) Siz toplam tutarı hesaplayabilirsiniz:)

2011′e kıyasla satışlarda yüzde 11.3 artış var. Bunun anlamı eğlence sektörünün yaptığı toplam satışların yüzde 25′i internet üzerinden yapılıyor. Doğrudan yani fiziksel satın alma oranları ise 2011′e kıyasla yüzde 17.6 düşüş gösteriyor. Yani rakamları analiz edersek fiziksel satıştan; online – dijital satışlara kayma var. Bu yazıdan Türkiye’deki sektör oyuncuları ne sonuç çıkarır bilemem ama benim çıkardığım sonuç satışların internete kaydığı ve yatırımın bu alanda yapılması gerektiğidir.

Soner Görpeli Yazdı.

Volunteer Blogger & Journalist.

Şirketler İçerik Pazarlamada Kazanmak İçin Bu Adımları İzlemeli

İçerik Pazarlamayla ilgili çok önemli bir yazıyı geçen günlerde Red Bull hakkında yazmıştım ve bu yazıyı hazırlarken kendim de çok etkilendim, ne yalan söyleyelim! Sıfırdan başlayıp yılda 4.5 milyar kutu enerji içeceği satmak ve bir medya imparatorluğu kurmak kolay bir iş değil! Red Bull ile ilgili yazdığım yazıyı okumak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://yaviga.com.tr/2012/12/20/redbull-icerik-pazarlamanin-sinirlarini-nasil-bu-kadar-zorluyor/

Felix Baumgartner uzaydan dünyaya atladığında bu olay hem Red Bull için; hem de içerik pazarlaması için bir dönüm noktası oldu. Bu atlayışı Tv’den yaklaşık 8 milyon insan canlı izledi. Bu sayı sadece Amerika’daki sayı, tüm dünyayı dikkate alırsak sanırım yüz milyonlarla ifade edebiliriz. Red Bull bu etkinliği düzenleyerek marka ne demek ve nasıl içerik pazarlama yapılır, bütün dünyaya gösterdi!

Şirketler, kendi markalarını ön plana çıkarmak ve  müşterileriyle iletişim halinde olmak için içerik pazarlamasına milyarlarca dolar harcıyorlar. Ayrıca şirketler kendi itibarlarını korumak ve artırmak, ürünlerini ön plana çıkarmak için de içerik pazarlamasından faydalanıyorlar. 2013 yılı içerik pazarlama için bir dönüm noktası olacak ve yeni yaklaşımlarla içerik pazarlaması 2013 daha farklı bir noktaya taşınacak. Bizi neler bekliyor bir göz atalım?

Şirketler Oyunun İçinde Olmalılar

2012 şirketler için pratik zamanıydı ve okuldan yeni mezun olan bir genç gibi şirketler bir şeyleri öğrenmeye çalıştılar. 2013 artık pratikten çok oyuna katılma yılı olacak. Şirketler artık oyunun içinde yer almaları gerektiğini 2012′de öğrendiler. Özellikle Red Bull’un uzaydan atlayışa sponsor olması şirketlerin gerçekten ilgisini çekti. Hatta ilgilerini çekmeyi bırakın bence şirketler kıskançlıktan çatladılar diyebilirim.

Sosyal Medya Tek Araç Değil

Twitter ve benzeri mikro sitelerin çok ilgi görmesiyle, şirketler bir anda bu alanda reklam ve pazarlama yapmaya başladılar ve aslında sosyal medya’nın ne olduğunu da bilmeden bir anda atladılar. Bu anlık atlayış şirketlerin birçok sorunla karşılaşmasına ve sosyal medya’yı yönetemediler. Ayrıca şirketler mikro sitelerde yapılan pazarlama faaliyetlerinin de çok etkili olmadığını gördüler ve önemli olanın aslında oyunun içinde yer almak, yani tüketicinin nerede olduğunu bulmaları ve orada olmaları gerektiğini öğrendiler. Bu açıdan 2013′te firmalar artık tüketicinin peşinde koşarak, onları içerik pazarlamasıyla yakaladıktan sonra mikro siteye çekecekler. Yani mikro siteler ilk aşamadan, ikinci aşamaya geçti diyebiliriz.

İyi Analiz Etmek ve Ölçmek

Şirketler bir şekilde içerik pazarlamasının etkilerini ölçmeyi çözmek zorundalar. Etkilerini ölçtükten sonra doğru aksiyonlar almak zorundalar ve bunu da teknolojiyi doğru kullanarak yapmak zorundalar. Stajerlere düzensiz aralıklarla blog yazdırmak veya dışarıdan freelance insanları çalıştırarak bir ağ oluşturmak da bir işe yaramayacak. Şirketlerin yapması gereken, kendi hitap ettikleri tüketici kitlesini doğru ölçmek ve analiz etmek ve düzenli aralıklarla içeriği tüketicilere yönlendirerek onların ilgisini çekmek.

Kendinize Güvenmelisiniz.

İçerik stratejinizi doğru oluşturmalısınız ve bunu yaparken de yeterli kaynakla dış dünyaya açılmalısınız. Eğer yeterli efor ve yeterli içerikle bu işe girmezseniz başarısız olursunuz. İçerik çok önemli ve doğru tüketici kitlesine doğru içerik sunmak da bir o kadar önemli.

İnsanlar Çabuk Sıkılır ve Ön Yargılıdır

Bu maddenin anlamı içerik pazarlaması için şudur : Devamlı yeni içerik sağlayacaksınız ve bunu yaparken de insanları sıkmayacaksınız. Ayrıca çok dikkatli hareket ederek insanların önyargılı davranışlara girmelerine de engel olacaksanız. Ayrıca ürün tarafında ise yenilikçi ve insanların ihtiyaçlarını hitap eden kolay kullanılabilir ürünlere yöneleceksiniz. İşte bu…

İçeriklerin Özgün Olması Çok Önemli

İçerik üretirken çok dikkatli olmalısınız. Ürettiğiniz veya yayınladığınız içerik size ait ve özgün olmalı. Kullandığınız video ya da resim için izin almalısınız. Başka yerde kullanılan resimler itibarınıza gölge düşürebilir ve imajınızı kötü etkileyebilir. Unutmayın içerik pazarlamayı marka değerinizi artırmak ve itibarınızı yükseltmek ve korumak zorundasınız. Kaş yapacağım derken; göz çıkarmayın lütfen.

Habercilere Haber Nasıl Yapılır, Öğretmelisiniz.

İçerik pazarlama yaparken kendinizi profesyonel yayıncılar olarak görmelisiniz. Bir şirket olarak değil; o şirketin haber departmanı olarak görmeniz bile olası. Çok hızlı olmalısınız ve dünyadaki en iyi habercilere bile haber atlatmalısınız. Markanızla ilgili haberi müşteri herhangi bir haber sitesinden değil; ilk sizde duymalı. Örneğin Nike bir koşu organizasyonu düzenliyorsa ben ilk Nike’dan duymalıyım. Bir haber sitesinde duyduktan 1 gün sonra Nike’ın beni bilgilendirmesi bir anlam taşımaz. Red Bull örneğini düşünün, haber sitelerinden değil; Red Bull’un kendi internet sitesinden canlı yayın verildi ve tüm haber siteleri görüntüyü Red Bull’un sitesinden almak zorunda kaldı. Yani içeriği siz üretiyorsanız patron sizsiniz!

Sosyal Medya İçeriği Reklamın Ta Kendisi Olacak.

Artık bannerlardan herkes nefret ediyor. Ne yalan söyleyelim ben de nefret ediyorum. Neyse dert etmeyin, çok kısa bir süre sonra içeriğin kendisi artık banner veya reklam olacak. O yüzden sağlam ve ilgi çekici içerikler üreterek hedef kitlenizle bağlantı halinde olmanız gerekiyor. Tabi ki bunu yaparken de kuralımız ne? İnsanların gözüne sokarak içerik pazarlaması yapmıyoruz, insanları oyunun içine dahil ediyoruz değil mi? Aferin öğreniyoruz:)

Doğal Olan Makbuldür Pardon Ücretli Olan

Reklam olsun, para getirsin her şey makbuldür. Hayatımıza Native Advertising  denen bir şey girdi. Aslın geleneksel Medya’da daha önce vardı. Özellikle TV’ler uzun süredir bu reklamı uyguluyorlar. Örneğin bir kadın programında çamaşır deterjanı ile ilgili bir içerik üretilebiliyor ve yayınlar bu reklamlardan para kazanıyor. Biz bu reklam türüne sponsorlu reklamlar diyoruz. Ama dikkat etmek gerekiyor!

Markalar Yayıncılarla Flört Etmeyi Öğrenmeli

İçerik pazarlaması adı üstünde içerikle ilgili ve bu içeriği iyi üretirseniz başarılı olursunuz. Youtube neden bu kadar başarılı; çünkü çok iyi içerik üretiyor. Google neden Youtube’u satın aldı; çünkü kimsenin görmediği bir şeyi gördü: İçerik. İçerik arama motoru için de çok önemliydi ve Google bunu çok önceden fark etmişti. İnsanlar Youtube’u video yayınlayan bir platform olarak görüyordu; fakat Youtube video yayınlayan bir içerik üretici sosyal medya ağıydı. Şu anda en önemli bilimler ilk Youtube üzerinden yayınlanıyor ve konserler Youtube’dan izleniyor. Ne demek istediğimi anladınız diye düşünüyorum. Eğer Microsoft biraz daha erken bu durumun farkında olsaydı, belki Youtube’u onlar satın alırdı:)))

Özetlemek gerekirse içerik pazarlama çok komplike bir iştir ve ciddiye alınması gerekiyor. Şirketlerin birkaç sosyal medya ağına sahip olup, düzensiz ve plansız tweetler atması da içerik pazarlaması yapmak değildir. Hatta bu tip uygulamalar şirketlere zarar bile verebilir. İçerik pazarlamasını yapmaya başlamadan önce iyi planlama yapmak ve iyi bir ekip oluşturmak çok önemlidir. Bu ekibi oluşturduktan sonra planlamanızı yapıp şirketiniz, ürününüz ile ilgili yayınlar yapmaya başlamalısınız. Tabi komik ve ilgisiz videolar paylaşarak kendinizi ve şirketinizi riske atmazsınız diye düşünüyorum.

Soner Görpeli

Volunteer Blogger & Journalist

RedBull İçerik Pazarlamanın Sınırlarını Nasıl Bu Kadar Zorluyor?

Red Bull günümüzde adından fazlaca söz ettiriyor. Özellikle Felix Baumgartner’in Uzaydan serbest atlayışıyla adını tüm Dünya’ya duyurdu ve bana göre pazarlama açısından bu atlayış Red Bull için efsanevi bir hamleydi ve  ayda ilk yürüşün etkisi kadar etki bırakan bir durumdu.

Kendinizi bu atlayışı canlı izleyen Coca Cola CEO’su yerine koyun. Koltuğunuza yaslanmışsınız ve bütün dünyanın izlediği rekor bir denemeyi hem internetten canlı olarak; hem de bütün dünya televizyonları eşzamanlı yayın yaparken izlemek zorunda kalıyorsunuz. Ve tam atlayış gerçekleşecekken sponsor firmanın logosunu görüyorsunuz: Red Bull:) Siz bu durumda Coca Cola CEO’su olsanız ne yapardınız? Ben televizyonu kırardım dürüst olalım lütfen:) çünkü tv reklamlarına milyarlarca dolar harcayarak bu etkiyi sağlayamıyorum ve benden daha az bütçesi olan bir firma, ki RedBull Coca Cola’nın rakibi bile olamaz… böyle harika bir işe sponsor oluyor!  Bu atlayış hakkında bilgi almak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://www.redbull.com/cs/Satellite/en_INT/Video/Exclusive–What-Felix-Saw-Red-Bull-Stratos-Live-021243270932859

http://www.kalkispisti.redbull.com.tr/#felix-baumgartner

// Konumuza dönelim, yazıyı daha detaylı okumadan önce Red Bull’un internet sitesine girmenizi tavsiye ediyorum www.redbull.com ve siteye girdiğinizde üst menülerden “just epic” butonuna tıklayın. Bu linke tıkladığınızda karşısına bir sürü video çıkıyor ve aslında karşınıza çıkan bu kanal RedBull’un pazarlama yaklaşımı hakkında size bilgi veriyor. Karşınıza bir anda bir video çıkıyor ve izlemeye koyuluyorsunuz. 12 yaşında bir kaykaycının 1080 HD formatında çekilen bu videosunda çok anlam yüklü. Ayrıca başka bir videoda ise “Base Jumper” diye nitelendirdiğimiz serbest atlayışçıların videoları var. Videoları aşağıda görebilirsiniz, eğer göremiyorsanız linke tıklayarak siteye gidebilir ve oradan izleyebilirsiniz.
http://www.redbull.com/cs/Satellite/en_INT/Video/tom-schaar-first-ever-1080-video-021243187489113
http://www.redbull.com/cs/Satellite/en_INT/Video/cedric-dumont-wingsuit-flight-switzerland-video-021243141826202

Birinci videoda kaykay yapan 12 yaşında bir genç, ikinci videoda ise çok yüksek bir dağdan atlayan çılgın serbest atlayışçıları göreceksiniz ve biraz yarasaya benziyorlar. İzlediğimde gerçekten bu insanlara hayran kaldım.  Her neyse gelelim ana temaya, bu videoları izlediğimizde ortada Red Bull’un farklı bir strateji izlediğini fark ediyorum.  Red Bull sıradışı sporlara sponsor oluyor ve neredeyse bütün sıradışı sporlarda firmayı görüyoruz.

Red Bull hem büyük bir yayın imparatorluğu hem de içecek satan büyük bir imparatorluk haline dönüştü.  İleride bu marka üniversitelerde ve sunumlarda büyük bir başarı hikayesine dönüşecek ve şirket belki de en büyük içecek şirketine dönüşecek. Şu an için hiç kimse Red Bull’un nasıl bu kadar başarılı olduğunu bilmiyor, hatta birçok insan Red Bull’u farklı bir firmanın içeceği sanıyor.

“Peki Red Bull’un stratejisinin temeli ne?”


Başlığımıza göz attığımızda “içerik pazarlaması” ana konumuz ve bunun ne anlama geldiğini sorgularsak, kısaca bir hikayeye, konuya dayanan, yani bir hikayesi olan ve okuyucunun dikkatini çekerek marka hakkında okuyucunun zihninde olumlu tepkiler yaratma tekniği diyebiliriz. İçerik pazarlama billboard üzerindeki bir spot, metin veya bir magazindeki tek sayfalık bir makale değildir. Veya televizyonlarda yayınlanan bir tv spotu ( reklamı ) değildir ya da Youtube’da hit yapan Gangnam Style!

İçerik pazarlamada asıl amaç markanın – tüketiciye, müşterisine değerli bir şey sunmasıdır. Yani reklamların aksine, içerik pazarlamasında Show’un doğrudan içerisinde olmalısınız. İnternet sitesindeki bir haberde banner olmak yerine, o haber olmalısınız! O hikayenin parçası olmalısınız, insanlar sizin hakkınızda bir şey anlatmalı! Aslında değerin geri dönüşü insanların söz konusu işin içinde var olmalarından ortaya çıkan ve bu geri dönüşte markayla ilişkilendirilir!

Red Bull’un logosu her yerde! Şirket hakkında biraz araştırma yaptım ve gördüğüm rakamlar beni çok şaşırttı! Şirket 1982′de Avusturya’da kurulmuş ve Tonik İçecek satarak ilerlemeye başlamış. Hong Kong’da bir otele mandarin içeceği sağlamış.  Şirket 2011′de 4.631 milyar kutu Red Bull satmış. Şirket 2010 yılına kıyasla satışlarında %11.4 artış göstermiş ve dudak uçuklatıcı rakam burada geliyor : Şirket cirosunu 3.785 milyar Euro’dan – 4.253 Milyar Euro’ya yükseltmiş. Yaklaşık 500 milyon dolarlık bir artış var. Şirketin bütün hikayesi tam bir başarı. Şirketi kuran Dietrich Mateschitz Avusturya’da diş macunu satan bir satışçı, tesadüfen Taylandlı bir enerji içeceği ile karşılaşıyor ( Krating Daeng ). Dietrich bu yerel içeceği nasıl uluslararası bir içeceğe dönüştüreceği konusunda kafa yormaya başlıyor ve yeni bir kutulama, tasarım yapmaya karar veriyor. Sonrasında ise gümüş ve mavi renkleri içeren bir kutuyla yola koyuluyor:) 2011′e geldiğimizde ise bu gümüş ve mavi kutulu içecek, enerji içecek pazarının yüzde 44′ünü elinde bulunduran bir şirket haline dönüşüyor.

“Sonrasinde ise Mateschitz bir medya ağı kuruyor ve bu da çok ciddi bir adım! İlk amaç ise içerik pazarlaması…”

Şirketin Manhattan’da bulunan ofisin camlarında devasa kaykaycılar, sörfçüler, serbest atlayışçılar ve motor yarışçılarının resimler var ve ortada kocaman Red Bull logosu. Ofiste yani medya bölümü çalışanları ofiste değil, hepsi dışarıda..!

İçerik bir motora benziyor: bütün medya güneşin altında…

Red Bull Medya Evi 2007′de Avrupa’da oluşturulmuş ve sonra Hollywood ve New York’ta ofislerle genişlemiş. Ayrıca şirketin Umbrella film yapım şirketi de bulunmakta. Red Bull’un prodüksiyon şirketi ise RBMH ve ayrıca bir de kayıt şirketi de var. Yani Red Bull’un bir medya ağı var ve gerçekten bu ağ çok iyi işler çıkarıyor.  Şirket 5.000 video ve 50.000 fotoğraf üretmiş durumda ve kullanıcılarına bu fotoğrafları ücretsiz sunuyor. Ürettiği içerikler MSNBC ve ESPN’de yayınlanıyor ve Halogen TV’de de kullanılıyor. Red Bull bu televizyon kanalında kendisi ile ilgili aksiyon sporları, sokak sporları ve Showları gibi programlara katkı sağlıyor.

“Markanın amacı marka sinerjisi ve ana ideolojisi içerik.”

Marshall Nord, Halogen TV’de Başkan Yardımcısı; amaçlarının içerik ideolojisi olduğunu söylüyor ve sloganları “değişimin içinde ol.” Red Bull’un sloganıyla çok paralel bir slogan: “Red Bull Kanatlandırır.” Red Bull’un medya şirketi ayrıca bir de film yaptı ve 2 milyon dolara mal etti. The Art Of Flight çok başarılı olan bir film ve şirket gerçekten içerik üretmenin ne olduğunu da öğrenmiş. Şirket ayrıca The Red Bulletin adında bir de dergi çıkarıyor ve yaklaşık 5 milyon gibi bir dağıtım rakamına sahip!!!

Bütün bunların yanında Red Bull içerik pazarlamasını o kadar güzel yönetiyor ki, hiç kimse Red Bull’un sitesine girip 45 dakika boyunca videoları bir içecek kutusu için izlemiyor. Yani Red Bull içeriği asla bir içeceğe indirgemiyor!!! Buradan çok ciddi dersler çıkarılması gerekiyor; çünkü 10 yıl önce Red Bull’un ne olduğunu 10 yıl önce kimse bilmiyordu. Şirket sıradışı sporlara verdiği destek ve farklı hitap sanatı ile kimsenin farkına bile varamadığı şeyi başarıyor : Marka farkındalığı yaratıyor ve bunu çaktırmadan yapıyor! Oyunun içine sadece bir gazeteciyi katmıyor, aynı zamanda bir atleti de dahil ederek işi ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor.

Sonuç olarak başarının ne demek olduğunu şirketin kısa hikayesini okuyunca anlıyoruz ve bir şirketin nasıl başarılı olacağının, onun düşünce yapısıyla doğru orantılı olduğunu da anlıyoruz. Bir içecek şirketi sektörün en başarılı şirketi olmakla kalmayıp, üstüne üstlük bir medya imparatorluğuna dönüşüyor ve bunu başından itibaren içerik pazarlaması sayesinde başarıyor…

Soner Görpeli Yazdı.

Volunteer Blogger & Journalist.

Neden Instagram’ı ; Twitter’a Tercih Ediyorum…

Sosyal Medya, akıllı telefonların özelliklerinin ve uygulamaların gelişmesiyle çok etkili bir platform haline geldi. Bunlara ek olarak, internetin de hızlanması ve wifi, 3G gibi internet hizmetlerinin kolay ulaşılabilir hale gelmesiyle sosyal medya, artık ayrılmaz bir parçamız oldu.

Daha önceki yıllarda, yani 2006’dan önce akıllı telefonları internete girmek için kullanıyorduk. iPhone’la birlikte hayatımıza uygulama denen kavram girdi ve her şeyi baştan aşağı değiştirdi. O yıllarda uygulamaların bu kadar başarılı olacağını hiç kimse düşünemezdi. Geçenlerde toplantıya çok iyi bir gazeteden reklam müdürleri geldi ve sunum yaparak ipad uygulamalarını gösterdiler. Artık gazeteye ipad’den ücretsiz ulaşabileceğimizi gördük ve ilanları artık sabit değil, interaktif bir şekilde ipad’de görebileceğiz. Yani bir inşaat firması gazetede tam sayfa ilan veriyor ama hiçbir interaktif özellik yok! Yani satacağı dairelerin videolarını gösteremiyor. iPad’de ise tam tersi hem ilanını, hem fiyatlarını, hem de satacağı dairelerin videolarını bile ilanda paylaşabiliyor, bence muhteşem bir özellik…!

Yukarıda uygulamaların ne kadar etkili olduğu ve gelecekte de çok etkili olacağıyla ilgili kısa bir açıklama yaptım. Aslında bu yazıda anlık mesajlaşma uygulaması Twitter ve Instagram’dan bahsedeceğim. Twitter 2006’da kuruldu ve test yayınlarına başladı. 2007 Mayıs ayında ise tüm dünyada hizmete başladı. Twitter’ın ilk dönemlerinde insanlar bu uygulamayı çok anlamsız bulmuştu! Herkes şu soruyu soruyordu: “Kısa mesaj atmak varken, neden Twitter’da yazacağım ve yazdıklarımın ne anlamı var?”

Bende açıkçası o dönemlerde Twitter’ın tam olarak neyi hedeflediğini anlayamamıştım ki, Twitter’ı yaratanların da neyi hedeflediklerini bilmediklerini düşünüyorum. Daha sonra insanların yaratıcılıklarıyla şekillenerek bu hale geldiğini ve insanların da ilgi gösterdiği bir platformu en son şirketlerin keşfettiklerini düşünüyorum. Bu noktada Twitter’ın önem kazandığını düşünüyorum; fakat Twitter’ın tahtını zorlayan ve bir aşama üstte olan bir şirketten bahsetmek istiyorum: INSTAGRAM.

Evet Instagram hayatımıza yeni giren bir marka/kavram. Twitter’dan farkı multimedia’yı da anlık paylaşıma izin vermesi. Bildiğiniz gibi Twitter ilk çıktığında 140 karakter metin mesajı paylaşımına izin veriyordu. Daha sonra resim paylaşımı ve zamanla da bütün multimedia paylaşımına uygun hale getirildi; fakat Twitter’ın temeli metin mesajı paylaşımı olduğu için insanların alışması biraz zaman alabilir!

Instagram direk kameradan görüntüyü almanız izin veren tabanlı uygulamasıyla neredeyse Twitter ve diğer platformlara darbe vurdu! Instagram uygulamasını başlattığınızda karşınıza direk fotoğraf ve video çekme butonu çıkıyor ve bu butona bastığınızda fotoğrafı çekiyorsunuz ve anında paylaşıyorsunuz. Bence harika bir özellik ve bu yönüyle Twitter’a en büyük darbeyi vurdu. Instagram, ayrıca çektiğiniz görüntüye metin eklemenize ve aşağıda Twitter, Facebook hesaplarınızda da multimedia’yı paylaşmanıza izin veriyor:)) Bu da ayrı bir darbe vuruyor diye düşünüyorum; çünkü Instagram’da çektiğim ve paylaştığım resmi Twitter ve Facebook’ta da görebiliyorsam neden diğerlerini kullanıyım ki? Doğrudan Instagram aracılığıyla yayınımı yaparım ve değerli olan vaktimi başka şeylerde değerlendiririm.

Bu açıdan Instagram’ı ; Twitter’a tercih ediyorum ve ileride Instagram’ın reklamcılık için çok önemli bir platform haline geleceğine inanıyorum. O yüzden şirketlerin geç kalmadan Instagram’ı kullanması gerekiyor. Özellikle ürünle ilgili fotoğrafların paylaşılması için Instagram tercih edilebilir ve metinsel bilgi için ise Tumblr tercih edilebilir.

Önümüzdeki günlerde Sosyal Medya sitelerinin Pazarlama için nasıl kullanılabileceğiyle ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağım.

Soner Görpeli yazdı.

www.yaviga.com