Steve Jobs’mı Apple’ı; yoksa Apple mı Steve Jobs’ı yarattı?

Klasik yumurta tavuk soru hikayesini bilirsiniz. Düşünürsünüz ama doğru cevabı söyleyemezsiniz; çünkü cevabınız ne olursa olsun aynı sonuca gider:  Yumurta mı tavuktan; Tavuk mu yumurtadan çıktı?  Yazının başlığına baktığınız zaman, aslında konunun tavuk ve yumurtayla ilgisini biraz olsun tahmin edebilirsiniz. Bir tarafta dünyanın en başarılı markası Apple; diğer tarafta ise markayı yaratmış ve adeta markasıyla özdeşleşmiş bir insan : Steve Jobs. Peki Apple’ın bu kadar başarılı olmasının nedeni neydi?

Şimdi kısaca Apple nasıl doğdu ve Steve Jobs Apple’ı bu noktalara nasıl taşıdı biraz bahsedelim. Bu bölümü çok hızlı ve kısa geçeceğim, detaylı bilgi için Steve Jobs: Apple kitabını okumanızı tavsiye ederim. Steve Jobs 24 Şubat 1955  yılında San Francisco, California’da doğdu. Doğumundan hemen sonra evlatlık olarak bir aileye verildi. Büyüdüğü bölgede çok sayıda elektronik mühendisi oturuyordu. Steve Jobs 10’lu yaşlarda elektroniğe çok ilgi duyan bir çocuktu ve elektronik aletlerin pratikliği onun dikkatini çekiyordu ve cezbediyordu. İlerleyen zamanlarda üvey babasının işini kaybetmesiyle bizim silikon vadisi olarak isimlendirdiğimiz Sunnyvale civarlarına taşındı. Steve Jobs’un hayatını değiştiren olay aslında bu taşınmaydı diyebiliriz. Etrafında yetenekli mühendisler cirit atıyordu ve devamlı öğrenme istediği olan Jobs’da etrafındaki mühendislere devamlı sorular sorarak bir şeyler öğreniyordu. Steve Jobs’ın hayatını değiştiren ikinci olay ise elektronik dehası Stephan Gary Wozniak’la tanışmasıydı. Wozniak bir bilgisayar geliştirmişti ve Steve Jobs’da bir ortak arkadaşları aracılığıyla bu bilgisayarı görmeye gitmişti.

Steve Jobs, Wozniak’ın bilgisine çizdiği devrelere hayran kalmıştı. Wozniak elektronikte çok iyi olmasına karşın; Jobs tuttuğunu koparan ve hırslı bir kişilikti. Aslında Steve Jobs’u bu noktalara getiren iki şey vardı: İlki çok hırslıydı, ikincisi ise çok hayalperestti. Kimsenin düşünmediği şeyleri düşünüyordu, mühendislerin olmaz hatta imkansız dediği şeyleri istiyordu. Bu özelliğinden dolayı arkadaşlarıyla ve ileriki dönemlerde çalışanlarıyla ve yönetimle çok sorunlar yaşamıştı.

Wozniak’la birlikte  Atari Inc.’de iş bularak oyun tasarımcısı olarak çalışmaya başladılar. O zamanlarda ABD’de, satılan Cap’n Crunch’ların içinden çıkan düdükler, üzerlerinde ufak değişiklikler yapılınca AT&T tarafından uzun mesafeli aramaların denetleme frekansı olan 2600 Hz’i sesini verebiliyorlardı. Kısa bir süre zarfında Jobs ve Wozniak 1974 yılında iş hayatına atılarak pahalı uzun mesafe görüşmelerini bedava yapabilmek için “blue box”‘lar üretmeye başladılar ve satışlardan bir miktar para kazandıktan sonra bilgisayar yapımına başladılar.

1976 yılında Jobs 21, Wozniak’da 26 yaşındayken Apple Computer Co.’yu Jobs ailesinin garajında kurdu. İlk olarak piyasaya sürdükleri ev bilgisayarı Apple I’di ve onu 666.66$’a satıyorlardı. Apple’ın kurulduğunu duyan insanlar asla başarılı olamayacaklarını ve çok kısa sürede batacaklarını düşünüyorlardı. Garajda kurulan bir şirket nasıl oldu da bu dünyanın en iyi markaları arasına girdi. Hikayeyi çok iyi bilmeyen insanlar bunun bir mühendislik faktörü olduğunu düşünebilir, veya çok iyi bir reklam kampanyası sonuncunda oluştuğunu düşünebilir; fakat Steve Jobs’un kendi ağzından söylediği aşağıdaki cümleleri okuduğunuzda eminim bu fikrinizden vaz geçeceksiniz.

Üniversiteyi bıraktıktan sonraki dönem için Steve Jobs’ın sözleri :

“Bir örnek vereyim: O zamanlar Reed Üniversitesi muhtemelen ülkedeki en iyi kaligrafi dersini veriyordu. Kampüsteki her poster, çekmecelerdeki her etiket, çok güzel şekilde elle kaligre edilmişti. Okulu bırakmış olduğum ve zorunlu dersleri almak zorunda olmadığım için kaligrafi dersi alıp nasıl yapıldığını öğrenmeye karar verdim. Serif ve san serif yazı karakterleri, değişik harf kombinasyonları arasındaki boşluğu ayarlama ve harika bir tipografiyi harika yapanın ne olduğu hakkında çok şey öğrendim. Çok güzeldi; tarihsel ve sanatsal olarak o kadar inceydi ki bilim hiçbir şekilde bunu yakalayamazdı ve ben bunu muhteşem buldum. Bunların hayatımda pratik bir uygulama bulma olasılığı yoktu. Ama on sene sonra, ilk Macintosh’u tasarlarken, bir anda aklıma geliverdi. Bunların hepsini Mac’te kullandık. Mac güzel bir tipografiye sahip ilk bilgisayardı. Eğer o derse hiç girmemiş olsaydım, Mac hiç çok yönlü yazı karakterlerine veya boşlukları doğru orantıda kullanan fontlara sahip olmayacaktı. Windows da Mac’ten kopyaladığına göre, hiçbir kişisel bilgisayarın bunlara sahip olmayacağı muhtemeldir. Okulu bırakmamış olsaydım, o kaligrafi dersine girmemiş olacaktım, ve kişisel bilgisayarlar şu an sahip oldukları o harika tipografiye sahip olamayabileceklerdi. Tabii ki üniversitedeyken noktaları ileriye bakarak birleştirmek imkansızdı. Fakat on sene sonra geriye dönüp baktığımda herşey çok ama çok berraktı. Tekrar söylüyorum, noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz; onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz. Noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor. Bir şeye güvenmelisiniz – tanrıya, cesaretinize, kaderinize, hayata, karmaya, herhangi bir şeye. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi hayatımı da bütünüyle değiştirdi.”

Evet, Steve Jobs’ın kendi ağzından söylediği cümlelerden Apple’ın yükselmesine ve çok sevilmesine neden olan şey sadece mühendislik değildi. İkinci bir etken ise basitlik ve sadelikti. Apple’a bu özelliği yine Steve Jobs kazandırmıştı. Zen felsefesinden etkilenmiş ve bluebox’lardan kazandığı paraları Budizm’i tanımak için binlerce km yol giderek harcamıştı. Zen felsefesinden öğrendiklerini Apple’da kullandı ve Apple’ın ürettiği her üründe bu felsefeden taviz vermedi. Elinize bir iphone aldığınızda sanırım bunu hissedebiliyorsunuz.

Apple ve Steve Jobs’un hikayesinin konumuzla bağlantısı şu : Bir marka olarak Apple’ın bu noktalara gelmesine neden olan şey aslında mühendislik değildi; eğer böyle olsaydı Apple’ın yerinde başka firmalar olurdu ve muhtemelen siz de iphone, ipad kullanamıyor olurdunuz. Apple’ı yaratan Steve Jobs’ın kendisiydi. Steve Jobs insanların seveceği bir hikayeyle birlikte bir marka ve bir kahraman yarattı. Bu markanın bir hikayesi vardı, kişiliği vardı, ayrıca bir kahramanı vardı. Bu kahraman Steve Jobs’ın ta kendisiydi. Apple denildiğinde ilk önce aklınıza ne geliyor? Benim aklıma doğrudan Steve Jobs geliyor. Muhtemelen birçok insanın aklında da aynı şekilde düşünceler oluştuğuna eminim.

Bu hikayeden şu dersi çıkarmamız gerekiyor. Eğer markanızın iyi bir hikayesi ve markanın bir kahramanı yoksa kendi mavi okyanusunuzu yaratamazsınız. Apple kendi mavi okyanusunu yarattı ve bu da Steve Jobs sayesinde oldu. Apple gibi başaralı bir marka yaratmak istiyorsanız reklamlardan farklı olarak bir kahraman yaratın ve bu kahramanın bir felsefesi olsun. İçi boş olan hiçbir marka başarılı olamaz…

Written By Soner Görpeli

Yararlanılan Kaynaklar : STEVE JOBS APPLE

Jeffrey S. Young

William L. Simon

Yakamoz Biyografi

Yazıdaki imla hatalarından dolayı kusura bakmayın, işten geldikten sonra yazıyorum ve tekrar okuma fırsatım çok zor ( sabahlarsam verimli olamam ) daha sonraki günlerde imla hataları varsa düzelteceğim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s