Pazarlama ve Pazar 2. Bölüm

Bir tarafta yıllardır üzerinde sayısız tartışma yapılan ve yeni fikirlerle geliştirilen Pazarlama; diğer tarafta ise Pazar kavramı. İkisi de çok önemli kavramlar. Şirketler için bu iki kavramda can alıcı bir özelliğe sahip. Pazar ve Pazarlama olmasaydı şirketler ne yapardı diye düşünüyorum! Konuyu hiç bilmeyenler için özet bir yazı yazarak bilgilendirmek istiyorum.

PAZARLAMA NEDİR? Hiç bu kavram üzerine düşündünüz mü, neden pazarlama diye bir kavram hayatımızda var?

Yukarıdaki soruya cevap verebildiyseniz ve gerçekten anlamını biliyorsanız sizi tebrik ediyorum; fakat birçok insan Pazarlama ve Satış kavramını karıştırıyor ve iki kavramın aynı anlama geldiğini düşünüyor. Olabilir, bilmemek ayıp değil, öğrenmek istiyorsanız lütfen okumaya devam edin:) Önce pazarlama ne demek bu kavramı açıklayalım:

Pazarlama’nın, Amerikan Pazarlama Derneği’nce 1984 yılındaki toplantısında yapılan tanımı şöyledir: “Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek mübadeleleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir. Kısaca pazarlamanın tanımı böyle.

Pazarlama kavramını çok derin bir kavram ve daha detaylı incelemek gerekiyor. Biz kısaca kavramların ne anlama geldiğini inceleyeceğiz. Pazarlama ve pazarla ilgili detaylı bir yazı daha sonra yazmayı düşünüyorum; çünkü ilk yazıda sizi sıkmak ve kafanızı karıştırmak istemiyorum.  Şimdi satış ve pazarlamanın farkı nedir bakalım. Pazarlamanın ne demek olduğunu yukarıdaki açıklamadan anladığınızı düşünerek tekrar bir açıklama yapmak istemiyorum:)  Biz şimdi satış kavramına yoğunlaşalım…

Örnek bir senaryo üzerinde ilerleyerek daha net anlaşılacağını düşünüyorum. Alışveriş merkezinde bir mağazaya girdiniz, büyük ihtimalle sizi bir satış temsilcisi karşılayacaktır. Satış görevlisine bilgisayar almak istediğinizi söylediniz, ve satış görevlisi de sizi ürünler hakkında bilgilendirdi. Kısa kesmek için ikna olduğunuzu düşünüyorum ve sihirli cümleyi söylediniz : Satın Alıyorum:) İşte burada satış gerçekleşmiştir ve kısaca satışın tanımı budur. Pazarlama ise satışın oluşması için elverişli durumu yaratmaktır. Yani ürünü üretmek, mağazaya ulaştırmak, fiyatına karar vermek, tanıtımını yapmak vb gibi birçok detayı barındırır.

Pazarlama ve Satış’ı öğrendiğinizi düşünerek ( Hala öğrenemediyseniz beni suçlamayın:)  şimdi Pazar kavramına geçelim.

Pazar; “alıcı ile satıcının karşılaştığı yer”, “herhangi bir malın fiyatını belirleyen şartlar”, “bir mal veya hizmete olan talep” anlamlarında kullanılmaktadır, işletmelerin pazarlama fonksiyonu açısından daha çok son anlamda ele alınır. Buna göre pazar, herhangi bir mal veya hizmetin mevcut tüketicileri ile potansiyel (gelecekte) tüketicisi olabilecek tüm kişi, grup ve organizasyonları ifade eder. Kısaca, pazar; “tüketici” veya “talep eden” anlamındadır. Ancak, tüketici burada geniş kapsamlıdır ve kişileri, aileleri, üretici ve satıcı işletmeleri, Özel ve tüzel kuruluşları ve kamu kurumlarını içine alabilir. Pazarlar, tüketici pazarı, üretici pazarı, parakendeci pazarı, hükümet pazarı ve uluslararası pazar gibi gruplara ayrılır. Ancak daha uygun bir bölümlemeyle pazarlar üç grupta toplanabilir: Tüketici pazarı, endüstriyel pazar ve uluslararası pazar. Tüketici pazarı, ekonomik faaliyetlerin örgütlendiği en son pazarlardır. Bu pazar, malların ve hizmetlerin kendi ihtiyaçlarını (iş amacıyla değil) karşılamak amacıyla kişi ve gruplar tarafından satın alındığı ya da kiralandığı pazardır. Bu pazarda mallara da “tüketim malları” adı verilir ve farklı şekillerde sınıflandırılabilir.

a) Dayanıklı mallar (buzdolabı), dayanıksız mallar (ekmek, sabun) ve hizmetler (tamir-bakım b) Kolayda mallar (gazete, sabun), beğenmeli mallar (buzdolabı, mobilya) ve özellikli mallar (müzik setleri, otomobil c) Kırmızı mallar (ekmek), portakal rengi mallar (erkek elbisesi) ve sarı mallar (buzdolabı, otomobil) gibi…

Tüketim pazannm temel Özelliği, herhangi bir mal veya hizmet satın alma sebebinin kişi veya grubun kendi kullanım istek ve ihtiyacına dayanmaktadır. Dolayısıyla bu pazar nihai tüketicilerden oluşur ve bir ülkede yaşayan her insan bir nihai tüketici olduğundan nihai tüketicilerin sayısı o ülkenin nüfusuna eşit olur. Bu sebeple tüketici pazarını tanımlayabilmek için o ülkenin demografik özelliklerini, ekonomik özelliklerini ve hedef kişi ve gruplann özelliklerini belirlemek gerekir.

Endüstriyel pazar ise gerçekten aracılık görevi yapan toptancı, perakendeci gibi satıcı (ticari) işletmeleri, malı kendi üretiminde kullanan sanayi ve tarımdaki üretici işletmeleri ve çeşitli kurumlan kapsar.

Bunun için bu pazar üretici pazarı, endüstriyel kullanıcılar veya aracı tüketiciler gibi adlarla adlandırılmaktadır. Bu pazar, 1)Sanayi üreticileri, 2) Tarım İşletmeleri, 3) Kamu kuruluşları, 4) Ulaştırma acentaları, 5) İnşaat fırmaları, 6) Maden işletmeleri, 7) Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, 8) Hizmet işletmelerinden meydana gelir.

Bu pazarda ayrıca “endüstriyel mal” pazarlama konusunu oluşturur. Endüstriyel mal, tüketim mallannın Üretiminde kullanılan araç ve gereçleri, büro malzemelerini, hammadde, yan mamul madde, yardımcı malzemeleri bina ve tesisleri ve iş hizmetlerini kapsar. Bu pazardaki tüketiciler nihai tüketicilerle karşılaştırıldığında gerek ülke çapında, gerekse bölge çapında olsun belirli şehir veya coğrafik alanlarda toplanır.

Uluslararası pazar ise, ülke sınırlan dışındaki tüm pazarlardır. Gerçekle bu terim, birbirinden çok farklı sayısız pazan kapsar. Bu pazardaki talep, yine demegrofik ve ekonomik faktörlerle tüketici Özelliklerine göre değişir. Özellikle o ülke halkının örf ve adetleri, hayat tarzları, ülkenin tabii yapısı ve iklimi vs. Bu sebeple her ülke ayn mallara ve hizmetlere ihtiyaç duyabilir. Onların nelere ihtiyaç duyduğu ekonomik hukuki-siyasi, sosyo-kültürel ve iş çevresinin ayrıntılı şekilde incelenmesiyle anlaşılabilir.

Pazar, ülke içinde belli bir gruptan tüm ülkeyi ve tüm dünyayı kapsayacak kadar geniş bir potansiyele sahiptir. Böyle geniş pazar kavramı ve anlayışının ortaya çıkışı 18. yüzyılın sonlan ile 19. yüzyılın başlanna rastlar. Bugünkü safhaya ulaşıncaya kadar pazarın tarihin ilk başlanndan itibaren toplumların ekonomik yapısına bağlı olarak birçok safhadan geçtiğini söylemek mümkündürİnsanlık tarihinin ilk başlangıç döneminde, küçük aile birimlerinin ekonomik yönden kendi kendilerine yeterli olduklan söylenebilir.

Aile fertleri kendi yiyecek, giyecek, sığınma ihtiyaçlannı kendileri karşılıyorlardı. Bu sebeple, bu safhada bir pazar kavramının olmadığı düşünülebilir. Daha sonraları aile birimlerinin bir araya gelerek ortak ekonomik görevleri birlikte yerine getirmeye, ortaklaşa paylaşmaya meyletmişlerdir. Bu safhada da pazar kavramının oluşmadığı belirtilebilir. Ekonomik uzmanlaşma eğiliminin ortaya çıktığı dönemde, ekonomik değeri olan malların takas edilmesi sözkonusu olmuştur. Uzmanlaşma bir anlamda ticarete yönelme demektir. Başka bir ifadeyle aile ya da kabileler kendi ihtiyaçları üzerindeki mallan diğer aile veya kabilelerle takas etmek durumundadır. Ticaretin ortaya çıkması, üretim fazlasının ortaya çıkmasıyla olmuştur. Bu durum ilk kez pazar, yani üretim fazlası mallan değişebilecek aile ve kabileler kavramını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca pazar arama, değiştirme ve pazarlık gibi pazarlama fonksiyonları devreye girmiştir.

Ekonomik uzmanlaşma, takasın önemini arttırdı ve içinde ayrı malların bir araya getirildiği mahalli pazarların doğmasını çabuklaştırdı. Pazarlar ilk önce yalnız haftanın belirli günlerinde, ya da yılın belirli aylarında yer alan panayırlar gibi geçici durumda iken, zamanla sergiler, dükkanlar çarşılar gibi daha sürekli bir yapı kazandı. Mahalli pazarlar, aynı zamanda ilk kez üretime karşılık, satış alanında belirli kişilerin uzmanlaşmasına yol açmıştır. Ancak malların değiştirilmesinde takas oldukça yetersiz bir yöntemdi. Çünkü değiştirilmek istenen malların çok farklı değerler taşıması ve bölünemeyecek türde olması halinde önemli problemler ortaya çıkıyordu. Bu problemlerin çözümü ortak bir değişim aracının yani paranın bulunmasıyla sonuçlandı. Böylece para ekonomisi ortaya çıktı. Fakat bu durum pazarın niteliğini değiştirmedi. Sadece ticaretin hızını arttırdı ve mahalli prensibin işleyişi için daha sağlam bir temel oldu.

Uzmanlaşmanın, mahalli pazarların ve paranın ortaya çıkması, sınırlı da olsa kişilerin, kazanç elde etmek için çaba sarfetmeleri imkanını doğurdu. Kazanç elde etmeye yönelik çabalar ise, yavaş yavaş sermayenin birikmesi, müteşebbis ve sermayedarların oluşmasını sağladı. Bunların yanında üretimde veya satışta çalışan insanlar, yani işçiler yardımcı elemanlar olarak görev aldılar. Kazanç sağlamanın hayatın gerçek amacı haline geldiği 18. yüzyıldan itibaren günümüzdeki pazar kavramının ilk belirtilerini görmek mümkündür. Özellikle sanayi devrimi ve teknolojik gelişmelerin de katkısıyla kitle üretim safhasının ortaya Çıkması, üretim birimleri için pazarı zorunlu hale gelirdi. Bu durum tüketim ekonomisi safhasını doğurarak, pazarı, ekonominin en Önemli odağı haline getirdi. Günümüzde gerçekten pazarın oluşturulması, genişletilmesi, organizasyonların ve toplumların temel amacı haline gelmiş ve adeta hayatının devamı için temel şart olmuştur.

Yazıyı düzenleyeceğim, alıntılar yaptığım bazı siteler var o bölümleri düzenlemem gerekiyor fakat yayınladıktan sonra düzenlemeye karar verdim, bu haliyle de sizi bilgilendirici olacağını düşünüyorum. İyi okumalar.

Written by Soner Görpeli

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s